Yehova’nın Şahitlerinin Türkiye’deki Tarihi

English

Anadolu tarihte yaşamış imanlı kişilerin ayak izleriyle doludur. İlk Hıristiyanlar MS birinci yüzyılda Anadolu topraklarında cemaatler kurdular. Bu bölgelerin birkaçını belirtmek gerekirse, bunlar arasında, Galatya (Ankara), Smyrna (İzmir),  Pergamum (Bergama), Tiyatira (Akhisar), Filedelfiya (Alaşehir), Laodikya (Denizli) ve Efesos (Efes) bulunmaktadır. Bu süre boyunca, Elçi Pavlus, Anadolu’ya Antakya kenti ile ayak bastı ve bölgedeki cemaatleri teşkilatlandırmak ve ziyaret amacıyla bu bölge üzerinden Ege Denizinin kıyılarına  kadar seyahat etti.

Yehova’nın Şahitleri çağımızda ise, dünyanın her tarafında yüzlerce ülke ve adada İsa Mesih’in ilk takipçilerinin saf, basit inancını yeniden canlandırma gayreti içinde oldular. Bu faaliyet çağımızda, Türkiye’de, Charles Taze Russell isimli gayretli bir vaizin 1891 yılında İstanbul’u ziyaretiyle başladı.

Kırk yıl geçtikten sonra önemli bir dönüm noktasına ulaşıldı. 1933 yılında beş kişi, Hıristiyan şahitler olarak vaftiz edildi ve İsa Mesih’in ölümünün anıldığı Anma Yemeğinde 22 kişi bir araya geldi.

Şahitlerin sayısı 1947 yılından 1950 yılına kadar 60’a çıkmıştı. Fakat birinci yüzyılda olduğu gibi, Yehova’nın Şahitlerinin bu gösterişsiz büyümesi bile dikkat çekti.

KARMAŞA DOLU YILLAR

Belli bir süre boyunca, dinsel faaliyetlerin yasal olup olmadığını belirlemek için TCK’nun 163. maddesi uygulandı. Bu maddenin amacı devletin siyasal yapısını dinin egemenliği altına sokulmasını engellemekti. Bununla birlikte, bu yasa, yanlış olarak uluslararası alanda siyasal tarafsızlıkları ile iyi bilinen Yehova’nın Şahitlerine uygulandı. Yehova’nın Şahitleri 1940’larda 1980’lerin sonuna kadar inançları nedeniyle zulüm gördüler. Şahitler, her yıl bireysel olarak sorgulanma amacıyla gözaltına alındılar veya tutuklandılar. Bazıları aylarca hapiste kaldı.

Bu dönem boyunca Yehova’nın Şahitlerinin ibadet salonları bulunmuyordu ve bu nedenle toplantılar kişilerin evlerinde yapılıyordu. Komşular bir toplantıyı polise bildirdiğinde o eve baskın yapılıyor ve toplantıya katılan şahitler, yerel polis merkezine götürülüyor ve genellikle geceyi orada geçirmek zorunda bırakılıyorlardı.

Bu 40 yıllık dönem içinde, Yehova’nın Şahitlerine karşı 50’den fazla dava açıldı. Bununla birlikte Yehova’nın Şahitleri bunların hiçbirinde suçlu bulunmadı.

İstanbul 5. Ağırceza Mahkemesi, 1971’de Yehova’nın Şahitlerinin siyasal nüfuz arayışı içinde olmadığı ve devletin temel düzenini dini esaslara göre değiştirme ile ilgilenmedikleri gerçeğine dayalı olarak nihai kararını verdi. (E.1970/66 ve K.1971/21 T. 19.2.1971)

Fakat çözülmesi gereken başka bir konu vardı. Yehova’nın Şahitlerinin diğer mevcut dinlerle dinsel bağlantıları var mıydı yoksa onlar tamamen ayrı bir din miydi?

Bunu belirlemenin yolu Yehova’nın Şahitlerinin ne olduğunun saptanmasını sağlamak ve belgelendirilmesini istemek üzere bir tespit davası açmaktı. Dava, İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldı. (E.973/1412)

Mahkeme bir bilirkişi heyeti tayin etmeden önce, konuyu doğrudan dinsel makamlara sormayı tercih etti. Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı, Ermeni Patrikliği, Rum Patrikliği ve Türkiye Hahambaşılığına danışılarak Yehova’nın Şahitlerinin ayrı bir dinsel grup olup olmadığı soruldu.

Sonuç olarak bu dinsel makamlar istemeden de olsa gerçeklerin ortaya çıkmasına yardım etmiş oldular. Onların beyanlarına göre Yehova’nın Şahitleri isimli bir hareket gerçekten mevcuttu, fakat bu hareketin İslam, Ermeni Kilisesi, Yunan Ortodoks Kilisesi veya Yahudilikle dinsel ve siyasal bağlantısı bulunmuyordu. Zaten Yehova’nın Şahitlerinin ilk planda kanıtlamaya çalıştığı da tam buydu!

MUKADDES KİTAP KURSLARI DERNEĞİ

Türkiye’deki Yehova’nın Şahitleri 10 Temmuz 1974’te Mukaddes Kitap Kursları Derneğini kurdu. Bu dernek Yehova’nın Şahitlerine yasal tanınma yönünde bir temel oluşturdu. Bu dernek aynı zamanda 1 Haziran 1980 tarihine kadar yerel ve ulusal toplantılar düzenledi.

Toplantılarda gözlemde bulunmaları ve izlemeleri için polisler görevlendiriliyordu. Bu görevliler, bütün yasal prosedürleri uyguluyor, dikkatli notlar tutuyor ve sonra da bir rapor hazırlıyorlardı.

Görevlilerin bazıları gözlemlerinden etkilendiler. Toplantılara katılanların saygılı ve düzenli hareket tarzları nedeniyle bir polis görevlisi şöyle dedi: “Eğer bütün gruplar sizin gibi olsaydı, o zaman işimiz çok azalırdı.”

Mukaddes Kitap Kursları Derneği, ayrıca (başka ülkelerde Krallık Salonu olarak bilinen) “İbadet Salonlarının” açılmasına da olanak sağladı. 1975 yılına kadar özel evlerde yapılan toplantılar artık Yehova’nın Şahitlerinin, yeryüzünün her yerinde yaptıkları gibi, bu “ibadet salonlarında” resmi olarak gerçekleşebiliyordu. Bu dernek, isminden anlaşılacağı gibi aynı zamanda Mukaddes Kitap incelemesi amacıyla yayınlar da basıyordu. Bu yayınlar çok dikkatli biçimde incelenmesine rağmen, Basın Savcılığı tek bir yayına bile el koymadı veya yasaklamadı.

TEMSİL HEYETİ

Türkiye’deki Şahitler dinsel bir teşkilat olarak tanınmayı arzuluyordu. İmanlı Hıristiyanlardan oluşturulmuş bir heyet şahitlerin faaliyetlerini organize ediyordu. 1980 yılında bu heyet, Temsil Heyeti olarak bir büro açtı. Bu heyet, cemaat toplantılarının teşkilatlanmasına gözetmenlik edecek sorumlu kişilerin atanması dahil Yehova’nın Şahitlerinin tüm faaliyetlerinden sorumlu idi. Tapınma amaçlı toplantıları artık Mukaddes Kitap Kursları Derneği düzenlemiyordu.

Temsil Heyetinin büro açması, derneklerle ilgili yasaya aykırı bir davranış olarak nitelendi ve Temsil Heyetinin üyeleri hakkında dava açıldı. Fakat Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi, Temsil Heyetinin büro açmasının yasalara aykırı olmadığına hükmetti. (T.C. Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi E.984/829 ve K.985/547 Tarih:, 17.07.1985)

Büro açılıp tüm işler Temsil Heyeti tarafından resmen yürütülmeye başladıktan sadece beş ay sonra, 1980 yılının Eylül ayında, Sıkıyönetim yasası tüm derneklerin faaliyetleri durdurdu. Fakat bu durum Yehova’nın Şahitlerinin tapınma amaçlı toplantılarını etkilemedi, çünkü bunları artık Mukaddes Kitap Kursları Derneği değil, Temsil Heyeti düzenliyordu. Buna rağmen bir yıl kadar sonra polis ve sıkıyönetim yasasını uygulamakla görevli yetkililer, İstanbul’un bir bölgesindeki İbadet (Krallık) Salonuna baskın yaptı ve toplantıdan sorumlu olanları, soruşturma amacıyla götürdü. Bütün derneklerin faaliyetleri o tarihte yasak olduğundan yasaklanmış Mukaddes Kitap Kursları Derneğinin faaliyetlerini yürütmekle suçlandılar ve mahkemeye sevk edildiler.

Fakat bu dinsel toplantıyı Mukaddes Kitap Kursları Derneği düzenlememişti. Temsil Heyetinin elinde kanıt olarak ilgili makamlara gönderilmiş başvurunun onaylı bir kopyası vardı.

Mahkeme derneklerin faaliyetini durduran yasanın çıkmasından 5 ay önce bunun bilinmesinin mümkün olmadığını göz önünde bulundurarak dernek faaliyetinin yeni oluşturulmuş temsil heyetine bir aldatmaca ile devredilmesinin mümkün olmayacağına karar verdi. Davalılar bunun üzerine askeri savcının talebiyle beraat ettiler.

YARGITAY KARARI

Mukaddes Kitap Kursları Derneği’nin İzmir Şubesine karşı açılan bir davada sonuç olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu İzmir’deki Yehova’nın Şahitlerinin beraatine karar verdi. Mahkeme, Mukaddes Kitapta Elçilerin İşleri kitabının 5. bölüm 34-39 ayetlerinde bulunana benzer bir mantık yürüttü. Bu ayetlerde “Musa Kanununun eğitmeni” olan Gamaliel, Yahudi yüksek mahkemesine (Sanhedrin), eğer Tanrı İsa’nın takipçilerinin faaliyetini destekliyorsa hiç kimsenin onları durduramayacağını ve faaliyetlerine engel olmaya devam etmenin esasında Tanrı’ya karşı gelme anlamına geleceğini hatırlattı. Yargıtay Ceza Genel Kurulu benzer anlamda şöyle dedi

“Bir gün gelip sanıkların (Yehova’nın Şahitlerinin) bu inanışları gerçekleşir de dünyada Tanrısal bir yönetim kurulursa sanıkların buna inanmaları nedeniyle cezalandırılmış olmaları bu sonucu önleyemeyecektir. Yok eğer, bu bekleyişler bir hayal ürünü ve hoş bir inançtan ibaret kalacaksa bu durumda sanıkların inanışlarının laik devlet düzenimize zarar vermesi söz konusu olamaz. (E.1979/276 ve K.1980/115, 24.3.1980)”

ZULÜM ZİRVEYE ULAŞIYOR

Zulüm dönemi 1984-1985 yıllarında zirveye ulaştı. 14 Haziran 1984’te güvenlik güçleri Ankara’daki Şahitleri tutuklamaya başladı. Şahitler daha önce hiç karşılaşmadıkları muamele ile burada karşılaştılar. Devlet Güvenlik Mahkemesine sevk edilen bütün şahitler tutuklandı ve Yargıtay nihai karar verene kadar neredeyse bir yıl alıkonuldular.

Bu sırada polis askeri kurallara göre verilmiş izinle düzenlenen bir bölge toplantısını yarıda kesti. Birinci gün konuşma yapmış olan 8 şahit sorgulanmak üzere götürüldü ve daha sonra tutuklanarak Askeri hapishaneye kondu. Türkiye’deki Temsil Heyetinin 3 üyesi de tutuklanan 8 Şahit arasındaydı. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi sanıkları ilk celsede serbest bıraktı, ikinci celsede savcının da talebi ile oy birliğiyle beraat ettirdi. Bu arada Ankara’daki dava Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararı ile sonuçlandı. Karar bu kez Yehova’nın Şahitleri’nin haklarını ve dinsel faaliyetlerini korumak üzere daha açık ifadeler taşıyordu.

“Diğer taraftan, sanıkların eylemleri olarak tesbit edilen cemaat oluşturma, dinsel inanışlarına göre ibadet etmek, toplanma, inanışlarını öğretme ve yayma faaliyetleri din ve vicdan hürriyetini koruyan Anayasa’nın 24. maddesinin sınırlarını aşmamış ve maddenin son fıkrasında yazılı hürriyeti kötüye kullanma ve istismar etme durumu da gerçekleşmemiştir. Şöyle ki; dinsel görüş sahiplerinin yayılma, propaganda yapmak faaliyetleri Anayasa’nın 24. maddesinin tanıdığı haklardandır. Hakkın kullanılması ise hukuka uygunluk sebebidir.” (E.1985/9-596 ve K.1986/293)

Bir dönüm noktası oluşturan 1986 kararı üzerine Yehova’nın Şahitleri’ne yönelik soruşturma ve davalar sona erdi. Yehova’nın Şahitleri’nin Anayasal hakları tanındı. Bu Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2.kararı karşı çıkılamaz nihai kararı oluşturdu.

İzmir’de tutulanlar Mart 1985 ve Ankara’daki Şahitler ise Haziran 1985’da aklandılar ve serbest bırakıldılar.

TOPLANTILARIMIZ VE HALKA YÖNELİK HİZMETİMİZ

Bugün Türkiye’nin otuz (30) kadar il ve ilçesinde Yehova’nın Şahitlerinin otuz üç (33) cemaat ve grubu bulunmaktadır. Bu cemaatlerin her birinde katılım ortalama yetmiş (70) kişi kadardır. Bu cemaatlere katılanların içten arzusu içinde bulundukları toplum içinde nasıl daha verimli kişiler olabileceklerini öğrenmektir.

Katılımcılar arasında, her türlü yaşam tarzından gelen insanlar bulunur. Yüksek eğitimli olanlar, orta derecede veya sınırlı eğitim görmüş olanlar da vardır. Fakat orada sosyal, ırksal veya ulusal geçmişe göre ayrımın yapılmadığı gerçek kardeşlik sevgisinin gösterildiği bir topluluk göze çarpar.

Yehova’nın Şahitlerinin tümü Tanrı’nın Gökteki Krallığı’nın iyi haberini duyururlar. Aralarında ruhban sınıfı yoktur. Tümü Tanrı’nın Krallığının iyi haberini bildirme konusunda aynı sorumluluk duygusuna sahiptir. Bunu yaparken niyetleri insanları rahatsız etmek veya onlara dinlerini zorla benimsetmek değildir. Yehova’nın Şahitleri tarafından ziyaret edilenler bunu iyi bilirler. Kapınızı Yehova’nın Şahitlerinden birine açtığınız zaman genelde güleryüzlü biçimde selamlanırsınız ve size, anlamlı resimlerle zenginleştirilmiş bir kitapçık veya bir dergi sunulur. Eğer ilgi duyarsanız ve sorular sorarsanız, Şahit sizinle konuşmaktan memnuniyet duyar ve sorularınızı yanıtlamaya çalışır.

Onlarla konuşmak veya Mukaddes Kitapla ilgili yayın kabul etmek istemezseniz Şahitler nazik biçimde oradan ayrılacaklardır. Fakat durum ne olursa olsun, Yehova’nın Şahitleri Mukaddes Kitabı samimi olarak öğrenmek ve incelemek isteyen kişiyi yalnız bırakmazlar.

İster genç ister yaşlı olsun Yehova’nın Şahitleri herkesin Tanrı ve gelecek hakkındaki sorularının yanıtlarını arama hakkına sahip olduklarına inanmaktadır.

YEHOVA’NIN ŞAHİTLERİ VE HÜKÜMET

Mukaddes Kitaba inansınlar veya inanmasınlar, insanlar, ‘Sezarın hakkını Sezara ödeyin!’ dediklerinde Mukaddes Kitaptan alıntı yapmış olurlar. Devlete vergi ödemekle ilgili olarak izlenecek ilkeyi gösterirken, bu ifadeyi ilk kullanan İsa Mesih’ti. Mukaddes Kitap İsa’nın bundan sonra şöyle dediğini anlatır: “Bir dinar getirin de bakalım.” Bir tane getirirler. Kendisi onlara: “Bu resim ve yazı kime ait?” diye sorar. “Sezar’a” diye yanıtlarlar. İsa bunun üzerine: “Sezar’a ait olanı Sezar’a, Tanrı’ya ait olanı Tanrı’ya ödeyin” der. (Markos 12:15-17)

Bu, Yehova’nın Şahitlerini hükümetlere karşı sorumluluklarında yönlendiren ana ilkedir. Vicdanları böylece kendilerini, haklı olarak alınan vergileri Devlete ödemek üzere yönlendirir. Onlar, trafik yasaları gibi devletin diğer yasalarına da aynı vicdani kanaate göre uyarlar. Bununla birlikte, İsa’nın yukarıdaki alıntıdan hemen sonra söylediği sözlerini de unutmazlar. “Tanrı’ya ait olanı Tanrı’ya ödeyin.” Vicdanları Tanrı’ya ait şeyi bir başkasına vermeyi engeller.

PARA KAYNAKLARI NEREDEN?

Yehova’nın Şahitlerine karşı yapılan suçlamalar arasında, “Duyuru faaliyetiniz için para alıyorsunuz” bulunmaktadır. Fakat gerçek bunun tam tersidir. Yayınları karşılığında alınabilecek herhangi bir paranın, baskı masraflarını veya onu dağıtma gayreti ve harcamalarının tümünü karşılayamayacağı açıktır. Yehova’nın Şahitleri işin devamlılığını desteklemek üzere kendi kişisel kaynaklarından gönüllü olarak bağışta bulunurlar. Bu bile, kesinlikle bir talep olmadan ve miktarı kimse bilmeksizin yapılmaktadır, hiç kimseye yaptığı bağış nedeniyle ayrımcılık da gösterilmez. Esasında bir Şahidin ne kadar katkıda bulunduğunu başka Şahit bilmez. Bu konuda İsa şöyle öğüt verdi: “Fakat sen sadaka verdiğin zaman sol elin sağ elinin ne yaptığını bilmesin. Verdiğin sadaka gizli kalsın. Gizli yerinden her şeyi gören Babamız da sana karşılığını verecektir.” (Matta 6:3, 4).

DİĞER FAALİYETLER

Yehova’nın Şahitlerinin faaliyetlerini tanımanın en iyi yolu, Yehova’nın Şahitlerini kişisel olarak tanımaktır. Onlar Mesih’i izleyen Hıristiyanlar ve Mukaddes Kitabı inceleyerek yaşamda uygulamaya çalışan kişilerdir.

Birinci yüzyılda olduğu gibi Yehova’nın sadık Şahitleri Türkiye’de bugün de faaliyettedirler. Ve yine birçok farklı kentte cemaatleri bulunmaktadır. Yehova’nın Şahitleri, Mukaddes Kitap hakikatlerini paylaşarak insanları cesaretlendirme arzusuyla, komşularının kapılarına gidiyorlar. Yehova’nın Şahitlerinin en içten ümidi, sahip oldukları mesajı insanların tarafsız olarak dinlemeleridir.

Turkey

Turkey